Eintrag vornehmen
Name:
E-Mail:
Homepage:
Sicherheitscode:
  (bitte übertragen Sie in das Feld)
Beitrag:
Smileys: ::) :) ;) :D ?:( :( :o :8 :P :[ :X :* :-/
BB-Code: fettkursivunterstrichen

123 ... 171819Nächste »
(277 Einträge total)

#277   KTL-solutionE-MailHomepage27.07.2005 - 16:40
Yapmis Oldugunuz Bu Calismadan Ötürü Tesekkürler.

www.SivanPerwer.net

#276   taro22.05.2005 - 09:04
ne

#275   DevrimciSitelerE-MailHomepage20.03.2005 - 22:15
Merhaba Dost,

Devrimci Siteler e katilmanizi dileriz.
http://www.devrimcisiteler.net/

Devrimci Selamlar...

Devrimci Siteler

#274   SONERE-Mail02.02.2005 - 17:13
slm millet ne haber
sevgi tunc devrim mücadeleri ugruna sehit düsünler her zaman bizlerin elinde bayrak olacak hic bir sekilde düsmayecek yere ama hic bir sekilde örgüt parcalamak ve bölmek bizlerin yani burdaki insanlarin isi ama sen akilli bir insana benziyorsun sayet akilli insansan burda isin olmaz 30 kisilik grup bile ayrildi sen daha ordamisin
odanin saibi sileceksen sil yakistirabiliyorsan
devrimci diyorsaniz kendinize birakin sana barasilar dilerim sevgi tunc

#273   EFTELYA31.01.2005 - 19:48
KAHRAMANLAR ÖLMEZ HALK HICBIR ZAMAN YENILMEZ YASASIN DEMOKRATIK ÜLKE YASASIN TÜRK KÜRT KARDESLIGI YASASIN DEVRIM KAHROLSUN EMPERYALIZIM)DOGACAK KIZIL GÜNESE BIN SELAM)

#272   ercan31.10.2004 - 13:50
Degerl&305; dostum, kardes&305;m HUSEYIN TORAMANI kaybed&305;l&305;s&305;n&305;n y&305;ldonumunde hasretle ve sevg&305;yle an&305;yorum.

#271   ercan31.10.2004 - 13:48
DE&286;ERL&304; DOSTUM KARDE&350;&304;M, HÜSEY&304;N TORAMANI KAYBED&304;L&304;&350;&304;N&304;N YIL DÖNÜMÜNDE HASRETLE VE SEVG&304;YLE ANIYORUM.

#270   ercan31.10.2004 - 13:42
DE&286;ERL&304; DOSTUM KARDE&350;&304;M, HÜSEY&304;N TORAMANI KAYBED&304;L&304;&350;&304;N&304;N YIL DÖNÜMÜNDE HASRETLE VE SEVG&304;YLE ANIYORUM.

#269   uzun yürüyüsE-MailHomepage28.07.2004 - 13:49
uzun yürüyü&351;’ten

PALAVRA MEYDANINDA B&304;R HALÜSÜLASYON
Belki duymu&351;sunuzdur; &351;u allah&305;n Japonlar&305;, havlama tercüman&305;ndan sonra &351;imdi de bir miyavlama tercüman&305; üretmi&351;ler. Cep telefonu büyüklü&287;ünde ve 74 Dollar de&287;erindeki bu teknoloji harikas&305; ve Japon mucuzesi cihaz, kedi dilini insan diline tercüme ediyormu&351;.
&304;yi güzel de, “kedi dili” diye bir dil var m&305;yd&305; ki? Sadece “miyav”dan ibaret bir “dil”in kelime hazinesi neredeydi, gramati&287;i neredeydi? Merak edip, felis catusla ilgili akademik literatüre bakt&305;k. Me&287;er baz&305; prof.lar y&305;llard&305;r “kedi dili” diye bir &351;eyin olup olmad&305;&287;&305;n&305; hararetle tart&305;&351;&305;yorlarm&305;&351;. Lehte ve alehteki teorilerin baz&305;lar&305;n&305; inceledik. Sonuçta, “kedi dili” diye bir dilin varoldu&287;una ikna olduk say&305;l&305;r. Bizi ikna etmeye yeten teori k&305;saca &351;öyleydi: “Yabani do&287;ada, sadece ana kedi ile yavrular&305; aras&305;nda miyavlama olur. Eri&351;kin yabani kediler hiç miyavlamazlar. Keza eri&351;kin evcil kediler de kendi aralar&305;nda miyavlamaz. O halde miyavlama, ana kedi ile yavru kedi aras&305;nda kullan&305;lan bir kominikasyon arac&305;, yani bir dildir. Yavru kedi büyüyüp de, anas&305;ndan ba&287;&305;ms&305;zla&351;&305;nca, bu dilin kullan&305;lmas&305;na gerek duyulmaz ve haliyle unutulur. Eri&351;kin evcil kedilerin insana miyavlamas&305;na gelince; insan ile kedi aras&305;ndaki ili&351;ki ana ile yavru aras&305;ndaki ili&351;ki gibidir. Ki, kedi eri&351;kin olsa dahi insana ba&287;&305;ml&305; ya&351;ar ve asla ruhen eri&351;kin olmaz. Dolay&305;s&305;yla da evcil eri&351;kin kediler konu&351;may&305; unutmazlar.”
Anla&351;&305;lan; dam üstünde miyavlad&305;klar&305;n&305; sand&305;&287;&305;m&305;z kediler, asl&305;nda dam üstünden bize &351;iir çekiyorlard&305;. Dü&351;ünsenize; ilham zorlu&287;u çektiklerinden dolay&305; olacak ki, “Tam sekiz sevgilim var, sekizinin de biribirinden haberi var...” türü &351;iir yazmaya ba&351;layan sefil zamane &351;airlerimiz, 74 Dollar’lar&305;na k&305;y&305;p bu cihazdan birini sat&305;n alabilirler. Sonra da, dam üstünden &351;iir çeken kedilerin eserlerini tercüme edip, kendi eserleri diye yay&305;nlatabilirler. Böylelikle, Japon mucizesi bu eloktronik cihaz sayesinde, Anadolu edebiyat&305; nitel bir s&305;çrama kaydetmi&351; olurdu.
Yine de biz, teknoloji harikas&305; bu cihaz&305;n icad&305;na pek sevinemiyoruz. Çünkü biz, felis catus familyas&305;ndan bir Marx, bir Freud ya da bir Einstein ç&305;kt&305;&287;&305;na tan&305;k olmad&305;k. Dolay&305;s&305;yla kedilerden ziyade, ayn&305; dili konu&351;tu&287;umuzu sand&305;&287;&305;m&305;z insanlar&305;n ne dediklerini anlamak istiyoruz da bir türlü anlayam&305;yoruz. Bak&305;n mesala; özellikle geçen ony&305;ldan beri gerek postmarxistlerimiz, gerekse de dinibütün solcular&305;m&305;z, “Marxizm devasa bir politik yenilgiye u&287;rad&305;&287;&305;na göre, ne yapmal&305;?” diye tart&305;&351;&305;yorlar. Ve biz, kimin ne anlatmak istedi&287;ini anlamakta güçlük çekiyoruz. Ya siz... siz anlayabiliyor musunuz onlar&305;?
“Fikir özgürlü&287;ü” ile “saçmalama özgürlü&287;ü” ayn&305; &351;eyler midir?.. emin de&287;iliz, ama her ikisine kar&351;&305; boynumuz k&305;ldan ince oldu&287;u için, tercihen dinibütün solcular&305;n yaz&305;lar&305;n&305; s&305;k s&305;k yay&305;nlar&305;z. &350;öyle diyor yazarlar&305;m&305;z: “Yenilgi y&305;llar&305;nda reformizm ve uzla&351;mac&305;l&305;k için bereketli bir toprak olu&351;ur. Ama devrim, yenilgiyi yenenlerin ve moral kaynaklar&305;n&305; do&287;ru seçenlerin i&351;idir...”, “Her geceden bir gündüz do&287;ar...”, “Umutsuzluk varsa, umut da vard&305;r...” “Yenilgimiz zaferimizin garantisidir...” vs.
Postmarxistlere kar&351;&305; yaz&305;lm&305;&351; böylesi “çok teorik” yaz&305;lar&305; okuyunca, “Gözümüz ayd&305;n, çünkü yenildik.” diyece&287;iz... ama maalesef biz geceden do&287;an herhangi bir gündüze tan&305;k olmad&305;k. E&287;er yan&305;lm&305;yorsak; gece ve gündüzler biribirilerinden de&287;il, gezegenlerin hareketinden türerlerdi. Keza sebebsiz yere umutsuluktan umut türemezdi, yenilgimiz ise asla zaferimizin garantisi de&287;ildi. Belki çok dialektik laflard&305; bunlar, ama ya dialektik saçmalamaya ba&351;lad&305;&287;&305; ya da saçmalaman&305;n dialekti&287;i olduklar&305; için, biz bu yaz&305;lanlar&305; anlayam&305;yorduk.
Yine de anlayamad&305;&287;&305;m&305;z as&305;l mesele bu de&287;il... gerek dinibütün solcu dostlar&305;m&305;z&305;n, gerekse de marxizme kuduz köpek misali sald&305;ran postmarxist kar&351;&305;tlar&305;m&305;z&305;n ortak durum saptamas&305; olan, &351;u “marxizmin politik yenilgisi” postulas&305;d&305;r. Dostlar ve postmarxist kar&351;&305;tlar&305;m&305;z hangi gezegende gerçekle&351;en “politik yenilgi”den bahsediyorlar acaba?
Elbette geçen ony&305;lda Berlin Duvar&305; y&305;k&305;ld&305;. Komyon üzerinden at&305;lan muzlara maymun misali sevinen y&305;&287;&305;nlar, k&305;z&305;l bayraklar&305; yakt&305;lar. Moskova’da K&305;z&305;l Ordu tanklar&305;n&305;n üzerine ç&305;kt&305;lar, Romanya’da Çavu&351;esko’yu kur&351;una dizdiler vs. Ama bir feministi dü&351;ünün ki, geneleve patroniçe olsun ve haklar&305;n&305; savundu&287;u kad&305;nlar&305; köle gibi pazarlas&305;n... Ve dü&351;ünün ki, o orospu kad&305;nlar, birgün patroniçemizin saç&305;n&305; ba&351;&305;n&305; yoluyorlar. Ne dersiniz?.. patroniçemiz hala bir feminist midir? Ya da o orospular feminizmin saç&305;n&305; ba&351;&305;n&305; m&305; yoldular?
Kabul edersiniz ki; patroniçemiz bir feminist, o orospular&305;n saç&305;n&305; ba&351;&305;n&305; yolduklar&305; da feminizm de&287;ildi. O halde; Berlin’de y&305;k&305;lan duvar Marx’&305;n duvar&305;, Moskava önlerindeki tanklar Marx’&305;n tanklar&305;, kur&351;una dizilen Çavu&351;esko da bir marxist de&287;ildi. Yani “reel sosyalizmin çökü&351;ü” ile marxizmin yenilgisi ayn&305; &351;eyler de&287;illerdir.
“Reel sosyalizmin çökü&351;ü” ile “marxizmin politik yenilgisi” farkl&305; &351;eyler olduklar&305;na göre; marxizmin devasa bir politik yenilgiye u&287;ramas&305; için, her&351;eyden önce devasa bir politik sava&351;a giri&351;mesi gerekirdi. Mesela Paris Komünü ya da solcu dostlar&305;m&305;z&305;n yenilgimize örnek olsun diye s&305;k s&305;k aktard&305;klar&305; 1905 Rus devrim kalk&305;&351;mas&305; gibi bir politik sava&351;a... Ne var ki, sadece 90’l&305; y&305;llarda de&287;il, ondan önceki birkaç ony&305;lda da biz, bu örneklere uzaktan yak&305;ndan benzeyen herhangi bir radikal ve köktenci politik kalk&305;&351;maya hiç tan&305;k olmad&305;k. E&287;er postmodern haf&305;za kayb&305;na u&287;ray&305;p postmodern halüsülasyonlar&305;n girdab&305;na dü&351;memi&351;seniz, eminiz, siz de böylesine bir sava&351;a tan&305;k oldu&287;unuzu iddia etmeyeceksinizdir. Söz konusu olan “dünya” adl&305; gezegende ve bahsi edilen sürede, asla ya&351;anmam&305;&351; bir radikal politik kalk&305;&351;man&305;n politik yenilgisi... tabiat&305;n, akl&305;n ve mant&305;&287;&305;n &305;rz&305;na geçmeksizin kim böyle bir &351;eyden bahsedebilir?!
Elbette marxizm bugün y&305;&287;&305;nlar&305;n özlemi, istemi, gereksinimi ve eylemi zemininde gerçekle&351;mekten uzakt&305;r. Ne siper ve barikatlar&305;n konusudur o, ne da&287;lar&305;n, ne de teorik/entellektüel alemin savunu konusu. Entellektüel bir komiklik yapmaks&305;z&305;n, onun hala canl&305;, organik ve gerçek bir hareket oldu&287;unu söyleyemeyiz. Ama “Ya&287;murdan kaç&305;p doluya tutulmak.” diye bir deyim vard&305;r ki; marxizmin gerçekle&351;en bir hareket oldu&287;unu söyleyemiyoruz diye, onun teorik ya da politik bir yenilgiye u&287;rad&305;&287;&305;n&305; söyelemek, komedinin daniskas&305;d&305;r.
Bir pehilvan&305; dü&351;ünün ki, onu yatakta inlerken görüyoruz. Elini kolunu hareket ettiremiyor ve do&287;ru dürüst konu&351;am&305;yor. Böyle bir &351;eye tan&305;k oldu&287;unuzda, hemen o pehlivan&305;n güre&351;te fena yenildi&287;i sonucuna m&305; var&305;rs&305;n&305;z? O pehlivan güre&351;meksizin zatürre olmu&351; ya da felc geçirmi&351; olamaz m&305;? E&287;er akl&305;n&305;z topal köpek gibi sekmiyorsa, o pehilivan&305;n güre&351;te yenilmeksizin yatalak olabilece&287;ini kabul edersiniz. Pekala marxizmin en az&305;ndan son ony&305;llarda, radikal köktenci bir teorik ya da politik sava&351;a girmeksizin içten içe çürüyüp bir batakl&305;&287;a dönü&351;tü&287;ü olas&305;l&305;&287;&305;n&305; da d&305;&351;talayamazs&305;n&305;z.
E&287;er bu olas&305;l&305;k muhtemel ise; kabul edersiniz ki; dinibütün solcular&305;m&305;z “politik yenilgi” mertebesine ula&351;mad&305;klar&305; gibi, marxizme kuduz köpek misali sald&305;ran postmarxistlerimiz de “kuduzluk” mertebesine ula&351;mam&305;&351;lard&305;r. Keza “reformist ve uzla&351;ma&351;mac&305;” postmarxist ak&305;mlar&305;n, “yenilgi y&305;llar&305;m&305;z&305;n bereketli topraklar&305;nda yeti&351;en mis meyvalar” olduklar&305; postulas&305; da suya dü&351;er ve o suyu sadece inekler içerdi. Hay&305;r hay&305;r... e&287;er marxist hareketin içten çürümü&351;lü&287;ü söz konusuysa, bu durumda muhtemel olan &351;ey &351;udu: Postmarxizm, marxist hareketin sava&351; yenilgisinin sonucu de&287;il, çürüyüp bir batakl&305;&287;a dönü&351;mü&351;lü&287;ünün ta kendisiydi.
Antik Yunan sofistlerini duymu&351;sunuzdur... Örne&287;in Protagoras, “Bütün gerçeklik subyektif bir kurgu oldu&287;una göre, ne kadar subje varsa o kadar da gerçeklik vard&305;r. Biri di&287;erinden daha gerçek de&287;ildir. Ama retorik yoluyla bir gerçeklik fikri di&287;erine üstün k&305;l&305;nabilinir ve bu yolla ki&351;i daha fazla maddi ç&305;kar elde edbilir.” diyordu. Nitekim sofistler “retorik” dedikleri kelime oyunlar&305;yla gerçekli&287;i keyfi olarak tersyüz edip bol para kazan&305;yorlard&305;. Platon’un “demogoji zanaat&305;” diye a&351;a&287;&305;lad&305;&287;&305; sofist retori&287;in son ony&305;llarda mezar&305;ndan ç&305;k&305;p tekrar hortlamas&305; bir tesadüf olmasa gerek. Çünkü gerçekte e&351;ek de&287;il çamurun ta kendisi olduklar&305; halde, postmarsxistlerimiz, gerçekli&287;i ba&351;ka türlü tersyüz edip, “E&351;ek bile o e&351;ek akl&305;yla ayn&305; çamura iki kez dü&351;medi&287;ine göre, yenilmi&351; bir marxizme ikinci kez dü&351;menin anlam&305; yoktur.” diyemezlerdi.
Protagoras’&305;n “retorik sanat&305;”, Platon’un ise “demogoji zanaat&305;” dedi&287;i &351;eye halk&305;m&305;z “palavra” der. Elbette bunlar, gerçeklik kavramlar&305;n&305; subjektif olarak kurgulamaktan ba&351;ka &351;ans&305; olmayan insana has yeteneklerdir. Ama gerçekli&287;e dair kavramlar&305;m&305;z&305;n subjektif karekteri, bizim önümüze, gerçekli&287;i beynimizin derinli&287;inde sebepsiz yere devinen saçmal&305;klara indirgeme özgürlü&287;ünü de&287;il, “idrak&305;m&305;z&305;n idrak&305;” diye bir görevi koyar.
Ne var ki; postmarxistlerin de dahil oldu&287;u postmodern alem, “bir tautolojidir” diye “idrak&305;m&305;z&305;n idrak&305;”n&305;n imkans&305;z oldu&287;unu söyler. Suda bo&287;ulan biri, kendi ensesinden tutup yukar&305; çekerek kendi kendisini kurtaramazm&305;&351;. Ya da ki&351;i, havada tuttu&287;u ipe t&305;rmanamazm&305;&351;... Elbette mesokosmosta bu tür tautolojik aksiyonlar imkans&305;zd&305;r. Ama bizde biraz ak&305;l ve mant&305;k varsa, tüm evrenin sadece “orta dimensiyon” denilen mesokosmostan ibaret olmad&305;&287;&305;n&305; söylememiz gerekiyor. Onun ötesi ve berisi de vard&305;r... mikrokosmos vard&305;r, makrokosmos vard&305;r... Ve mesokosmosta geçerli olan kanunlar&305;n hepsi oralarda, oldu&287;u gibi geçerli de&287;illerdir. E&287;er evren, mesokosmosla s&305;n&305;rl&305; ya da mesokosmosun kanunlar&305;, onun ötesi ve berisinde de oldu&287;u gibi geçerli olsayd&305;, insan dü&351;üncesinin geli&351;mesinin imkan&305; asla olamazd&305;. A&287;açlara t&305;rmanan maymun atalar&305;m&305;z&305;n bildiklerinden fazlas&305;n&305; bilemezdik. Hatta maymun bile olamaz, ancak bostanda yeti&351;en birer h&305;yar olurduk.
Ama kabul edersiniz ki, (belki postmodern filozoflar hariç) insanlar h&305;yar de&287;ildir. Çünkü sadece do&287;adaki olaylar&305; dü&351;ünmekten öteye, bir de nas&305;l dü&351;ündüklerini de dü&351;ünmü&351;lerdir. Binlerce y&305;ll&305;k felsefe tarihinde, “idrak&305;n idrak&305;” konu edilmi&351;tir. Nitekim insanl&305;k, bu sayede idrak&305;n birçok yönünü de&351;ifre etmi&351;tir. Yani idrak&305;n&305; idrak etmekte ilerlemi&351;tir. E&287;er bugün mutlak gerçekli&287;e ula&351;amad&305;&287;&305;m&305;z halde bilgi birikiminden bahsedebiliyorsak, mutlak gerçekli&287;i idrak edemedi&287;imizi idrak etti&287;imizdendir. H&305;yarlarla aram&305;zdaki fark budur. H&305;yarlar idraktan yoksun olduklar&305; için, idrak etmediklerini asla idrak edemezler. Biz ise idrak etti&287;imiz için idrak&305;m&305;z&305;n idrak&305;ndan bahsediyoruz. Tüm evreni mesokosmosa indirgeyip, onun d&305;&351;&305;nda bir i&351; olan “idrak&305;n idrak&305;”na “tautolojidir” diye red eden postmodern h&305;yarlar&305;n, bize h&305;yarl&305;ktan ba&351;ka önerebilecekleri ne olabilir ki?
Marxizmin teorik ya da politik yenilgisinin ürünü de&287;il, postmodern saçmal&305;&287;&305;n bir tür versiyonu olan postmarxizmin izini demogojik aç&305;dan antik Yunan sofistlerine dek sürebiliriz. “Bilim bile sonuçta bir inanç meselesidir.” diyen Nitsche’ye dek... “Görsel dünyan&305;n ötesi ve berisi idrak edilemezdir.” diyen Kant’a dek... “Kültürel relativizm” aç&305;s&305;ndan, portakal a&287;açlar&305;n&305;n çiçek açmas&305;n&305; dahi “kültür yoluyla sonradan ö&287;reniyorlar” san&305;p, potakal bitkisinin dahi kendine has yeti&351;ece&287;i bir do&287;as&305;n&305;n oldu&287;unu red edip, Sibirya’yada portakal yeti&351;tirmeye kalk&305;&351;an mekanik marxist SBKP’lilere dek de sürebiliriz onlar&305;n izini, mistik “sistem teorisi” aç&305;s&305;ndan Faucolt’a dek de... Ama asla Afrika’n&305;n açlar&305;na dek süremezsiniz onlar&305;n izini!
Dü&351;ünce tarihinin tüm saçmal&305;klar&305;yla ha&351;&305;r ne&351;irdirler. Fakat gerçek olan ve açl&305;ktan ölen insanl&305;&287;&305;n sorunlar&305;na yabanc&305;d&305;rlar. Mekanik marxist Stalin amcam&305;z ve di&287;er SBKP kadrolar&305; behavirizm ve kültürel relatizim batakl&305;&287;&305;na bula&351;m&305;&351; olsalar da, hiç olmazsa aç insanlara bol portakal yedirme niyetinde olduklar&305; için Sibirya’ya portakal fideleri diktirmi&351;lerdi. Ya peki postmarxistlerimiz?.. Onlar&305;n kurgular diyar&305;ndaki kuruntular&305; olan k&305;ç&305; yere yak&305;n demokrasileri, pluralizmleri, bedeva kre&351;leri, i&351;yerlerindeki emzirme odalar&305; vs. vs. aç insanl&305;&287;&305; g&305;d&305;klamaktan ba&351;ka ne i&351;e yarar ki? Aç insanl&305;&287;&305;n as&305;l meselesinin ekmek de&287;il, k&305;ç&305; yere yak&305;n demokrasi oldu&287;unu söyleyen postmarxistlerimize insanl&305;&287;&305;n gereksinimi var m&305;d&305;r?
Bakmay&305;n siz onlar&305;n marxizme kuduz köpek misali sald&305;rmalar&305;na... A&287;z&305;ndan salya ak&305;tan her insan san&305;ld&305;&287;&305; gibi kuduz ve tehlikeli de&287;ildir!

#268   uzun yürüyüsE-MailHomepage28.07.2004 - 03:27

Aklin Kahrolmus Hali
UZUN YÜRÜYÜSTEN

--------------------------------------------------------------------------------

Hayvanlar aleminin parazitlerini duymussunuzdur. Bulasmaya görsünler nesnesine bir kere... nesnesinin davranisini öylesine manipule ederler ki. halkimizin "beyin yikama" dedigi sey, bu manipulasyonun yaninda halt etmistir. Örnegin; kustan kusa, tirtil üzerinden bulasan bir parazit vardir. Bindi mi bir kere tirtilin tepesine, baslar tirtil, normal davranisinin aksine otlarin en yüksek noktasina dogru tirmanmaya. Gözü miyop kuslar dahi, onu rahatça görüp haklasin diye. Böylelikle parazitimiz, tirtili Bir otobüs gibi kullanmistir ve tirtili avlayan miyop kusumuzu avlamistir. Miyop kuslar ve astimath tirtillar aleminde, parazitimiz sirasiyla bir tirtili avlar bir de kusu...

Aptalligi bir parazit gibi düsü-nün, iradesi ve üreme istegi olan bir subje misali... bilim adamlarini bir otobüs gibi kullanip filozoflari haklar, oradan sanatçisina, siyasetçisine ve aydinina bulasir, gözüpek yeni dünyanin ne kadar gözüpek yeni dü-sünürü varsa, hepsini bir bir avlar.

Parazitlerin türleri gibi aptalligin da türleri vardir. Parmakla sayilmaz, saymakla tükenmez kadar çokturlar. Hele de biri var ki, adina "post-modernizm" diyorlar.
"Post-modern düsünce"nin "posf\u, "öte" demekmis. Yani, "modern ötesi düsünce". Fakat, "akademik konulara merak salmis, oldukça dogmatik ve romantik köylü devrimcilerini andiriyorsunuz. Dolayisiyla size yazmaya gerek duymuyorum" diye bize yazan Gün Zileli\nin dedigi gibi; köylü karakterli oldugumuz için, "post" denilince, biz aynen su bildigimiz postu anlariz. Yani "post-modern düsünce", bizim için "postu yüzülmüs düsün-ce"den baska birseyi anlatmazdi...

Hani su "komünist" numarasi çekenlerin gardiyanlik yaptigi "Dogu Halklar Hapishaneleri" çökünce, çirilçiplak orta yerde kalip ayaklan boslukta sallanan ileri görüslü kahin sosyalistlerimiz vardi ya; "Anne Bak, Kral Çiplak!" diye ortaligi velveleye verip, "Yogurdu sarmisakla-sak da mi yesek, sarmisaklamasak da mi yesek?" türü bir tartisma süreci baslattilar... Yogurdun sarmi-saklisi ya da sadesinin faydalarini anlatmak sehir görmüs dostlarimizin vazifesiydi. Ama su çiplak Kral\in postuna ne oldugunu bulmak ise biz köylülerin...

Nitekim, dostlarimizin kralinin postunu aradik ve bulduk. Meger post-modern felsefenin mimari Je-an-François Lyotard ve havarileri, daha 70\li yillarda, yüzmüsler Kral\in postunu ve Paris\teki bir sanat galerisine götürmüsler. Galeride, biribirine dügümlenmis bir yigin post, deri ve zar vardi. Anlasilan; sadece Kral\in degil, peygamber ve bilgelerin, onlarin insanliga miras biraktigi özgürlük ögretilerinin.... felsefe ve bilimin, paradigmalarin ve teorilerin... moral deger yargilarimizin, binlerce yillik hasretimiz ve beklentilerimizin, bilincimiz ve özgür irademizin, hepsinin ama hepsinin postunu, derisini ya da zarini yüzmüs ve "post-modern sanat" diye sergilemislerdi. Zalimler!., bunu niye yaparlar?., diye sorduk. Meger, herseyin içinin bos ve herseyin sadece bir yüzeyden ibaret oldugunu göstermek istiyorlarmis.
Hani su eski tüfek yorgun devrimcilerimiz, "Bos yere, \devrim\ diye gençligimizi harcadik" derler ya... Aynen öyleydi galiba. Hele de biz "köylü devrimcileri", bos yere çikmistik geçit vermez daglara... fasizmi bos yere öbek öbek çekmistik sarp uçurumlara... Sonra atak bir kartal misali dal-pençe dalip dalip bos yere vurmustuk fasizmi... Gerçekten öyle mi acaba?

"Evet" diyor bir baska postçu filozof Paul Feyerabend, "Fasizmden tiksinebiliriz. Ama bu tiksintimizin kanitlanabilir dogru bir sebebi yoktur. Içi bos bir tiksintidir bizimkisi. Fasizmden tiksinmek hepimizin hakki. Ama unutmayin ki, fasistlerin de fasizmi savunmaya ve tutkuyla uygulamaya haklan vardir..."

Dedik ya; düsüncenin postu yüzülüp içi bosaltilinca, fasizmden tiksinmenin dahi içi bos ve bütün dogrular hava ile civa olurdu. Örnegin; "Alman fasistleri, nice Yahudi-yi gaz odalanna sürüp öldürdüler. O yüzden, fasizmden tiksiniyoruz" dersek, mutlaka yalan söylemis olurduk. Niçin yalan söyledigimizi, postçu tarih arastirmacisi Faurisson anlatsin size: "Bakin" diyor, "ben binlerce dosyayi inceledim. Uzman ve tarihçilerin pesini sorulaninla takip ettim. Ama bugüne dek, o gaz odalannda ne yapildigini gözleriyle gördügünü söyleyebilecek bir tek taniga rastlamadim... Dolayisiyla \Holocaust\ iddiasi, tarihin uydurulmus en büyük yalanidir." Faurisson mu tarih arastirmasini Perin-, çek\ten ögrendi, yoksa tersi mi?.. bilmiyoruz ama, o gaz odalannda öldürülmüs oldugu halde yasayan bir tanik olmadigina göre, "Holoca-ust"un yalan oldugu sonucuna varmak, insan düsüncesinin post-modern doruguydu galiba.

Hans Lenk\in deyimiyle; filozof hirkasi giymis bu karnaval maska-ralan, "kuskuculuk" adina bütün "dogrular"i içi bos, izafi ve keyfi ilan ederek, insan düsüncesinin postunu yüzüp, görkeminden yoksun birakmayi adeta üstlerine vazife edinmislerdir. Elbette insan düsüncesi toplumsal praksisin ürünü oldugu için, çarpik çikar gruplarinin çarpik çikarlarinin gerçeklestigi çarpik toplumun kavramlarinin dogrulugundan kuskulanacagiz. Kartezyen filozoflar misali, toplumsal praksisin bize "dogru" diye dikte ettiklerini, "dogru" diye baz almayacagiz. Yeni kesfedilmis bir olay degil bu. Nice aydinlanmaci filozof, "Her seyi arastirin, iyi olani bulup savunun!" diye önermistir. Fakat post-modern filozoflar bize, "Her seyi arastirin ama hiç bir seyi savunmayin." diye önermektedirler. Ne demis Enver Gökçe: "Aç bagrini, göster zulani! Gökten zembille mi düstün ulan? He canim... sen getir üstünü!" Isin üstünü getirip, "Hiç bir seyi arastirmayin, kötü olani savunun!" seklindeki maxime ulasmak da eski tüfek sosyalistlerin üstüne vazifeydi sanki. Bakin mesela; kendi kendini yeni çagin Sokra-tes\i ilan eden utangaç postcu, Imra-li\nin pragmacisina... bir tas aguyu içip intihar etmek yerine neler diyor: "Sermayenin uluslararasi isletmelerde yogunlasmasi, ezen ulus-ezilen ulus ayirimini ortadan kaldirmistir. Internetler ise, bilgiyi egemenlerin ayricaligi olmaktan çikarip, tüm toplumun mali haline getirmis ve siniflan ortadan kaldirmistir. Yani isçiligi ve köleligi kutsayip yücelten ve \sinif mücadelesi\ adina dünyayi savasa sürükleyen marksist paradigmanin yanlisligi görülmüstür. Nasil ki, Kürt sorununu çözmek isteyen kemalistlere karsi ayaklanan Seyh Said, Kürt sorunun çözümüne engel oldu, keza bugün, sinifsal ya da ulusal baskaldirilar, demokrasinin besigi olan ABD\nin, dünyaya uygarligi getirmesini frenlerler. ABD öncülügünde yükselmekte olan 21.yy. ekolojik-demokratik Dünya Uygarligi\nin artik yeni bir


paradigmaya ihtiyaci vardir. Yeni dünyanin gereksinimi olan bu yeni paradigma, benim söylemlerimde gizlidir. O yüzden, \Abdullah Öca-lan Sosyal Bilimler Akademisi\ni kurmalisiniz ve benim paradigmami isleyip dünyaya yaymalisiniz."
Bize kalirsa; Baskan\in havarilerinin, bos yere para harcayip, AÖSBA kurmalarina gerek yok. Gözüpek yeni dünyanin gözüpek yeni paradigmasinin en güzeli, Baskan\in söylediklerinde gizli degil, General Millram Astray\in bir akademi salonunda haykirdigi, "KAHROLSUN AKIL!" seklindeki sloganinda apaçik ortadadir. Akil kahro-lunca, emin olun, memleketimizin daglarina mutlaka bahar gelir ve deliye hergün bayram olur.
Dedik ya; bizler dogmatik birer köylüyüz... "Mezarlardan çiktilar, bayram benim neyime?" seklindeki kavga marslarimizi hatirlariz. Gözüpek yeni dünyanin gözüpek filozoflarindan pisman devrimcisine dek hepsinin senfoni korosu halinde, "Bahar geliyor." diye bize yutturmak istedikleri sarki; aslinda Weber\in deyimiyle; bir zamanlar tilsimim bozdugumuz o eski kapitalist tanrilarin, siniflarüstü bir hirkaya bürünerek mezarlarindan çikmasi ve azrailin elinden kilpayi kurtulmus canavar misali saldirma-sidir gelecegimize. Yasama hükmetmek için kendi aralarinda ve insanliga karsi, uzun ve zorlu bir savasi baslatmislardir. Hiç ama hiç kimse kendini bos yere avutmasin... gelecegi toz-pembe kurgula-yip, çocugunun yasamini garantide sanmasin! Insanlik, tarihinin en vahsi kapitalizmine dogru büyük adimlarla ilerlemektedir. Bir avuç zengin çocugunun har vurup harman savurganligi disinda, hiç kimseye insanca bir yasam olanagi kalmayacaktir.


Sermaye elbette küresellesmistir. Her yirmidört saatte, kürenin etrafinda bir tur atar. Tokyo borsasi kapandiginda, Frankfurt borsasi açilir, devamla New York borsasi... Ve binlerce milyar Dolar spekülasyon sermayesi, dünyanin kendi etrafindaki dönüs hizina orantili olarak, borsadan borsaya akar. Iyi güzel de, bundan bize ne? Havasi inmis balon misali memesiyle, gözüpek yeni dünyada orospu olamayacak kadar çirkin Afrika\li zenci kadina faydasi ne bunun? O memeyi yalanci emzik misali agzinda tutup ememeyecek kadar takattan düsmüs, açliktan ölmek üzere olan zenci çocuga faydasi ne? Internetler, bilgiyi bütün toplumun mali haline getirmismis... De hadi buyurun, ye-dirin bakalim internetteki bilgileri yaklasik bir milyar aç insana! Bakin bakalim, onlarin karni doyacak mi?! Hey gidi aptallik hey... kapitalizmi, analarin memesindeki sütü dahi çalmakla suçlamak yerine, "ekolojik-demokratik dünya uygar-ligi"ni getiriyor diye yüceltir.
Post-modernizmmis, post-sosya-lizmmis... bos verin gitsin bütün bu masal ve hikayeleri. Bunlarin hepsi yanlis dünya görüslerinin, eksik insan anlayislarinin, çarpik, mistik ve keyfi inançlarin ürünüdürler. Insanligin acisini duyumsamaktan uzak ve kördürler. Özgürlükten, kafayi kuma gömmeyi anlarlar... kör, topal ve lal olmayi, her koyunun kendi bacagindan asilmasini anlarlar! Insanligimizi, düsünce ve eylemimizin görkemini asagilarlar. Kelime cambazi ve laf hokkabazidirlar. Kendilerini dinletmek ve varolmak için egilirler önünde, kapanirlar gözüpek yeni dünyanin ayaklarina. Aristipp misali, "Çünkü" derler, "gözüpek yeni dünya canavarinin kulaklari ayaklarindadir."




#267   önderE-MailHomepage24.07.2004 - 17:07
özgürlük icin direnen ve onurlu gelecegi omuzlarinda tasiyan her onurlu yürege bin sellam

yasasin ezilen halklarin özgürlük direnisleri
yasasin zaza halkimizin öncü direniscileri
yasasin sosyalist direnis

#266   http://www.uzunyuruyus.com/E-MailHomepage22.07.2004 - 01:35
http://www.uzunyuruyus.com/v2/default1.asp?PG=1

#265   Anonym04.06.2004 - 11:43
Size tebrik ederim sayfaniz sitenis güzel olmus ama dahada güzel olabilir. mesala birazda Ozan Emekci \den birseyler anlatsaniz, onunda cünki cok katkisi var bu kavgada.Yasasin önder ibrahim kaypakkaya yasasin halksavasi zafer bizimdir

#264   1st MAY/ERSTER MAI; ZIONFREI!..Z.O.Gang ist Zwungen zurückbezahlen, alles wasE-MailHomepage14.04.2004 - 13:11
1st MAY/ERSTER MAI; ZIONFREI!..Z.O.Gang ist Zwungen zurückbezahlen, alles was
die Juden gestahlen haben.. Es ist Zwang wegen schmutziges Geld,
lügnerei-Religion und okkupazional faschistischen TradiZion... STOPPT den
ZIONISTISCHEN IMPERIALISMUS!..ANTIFADA gegen FASCHISMUS!..

Wahrheit oder Witze: Eine Jude ist ein einfacher tradizioneller Räuber; zwei
Juden sind Sparbank&Citibank u. solche "offiziellen Betrüger" Banker GmbH, drei
Juden sind internationaler zionistischer Mafia welchen bewaffnete beim
Pentagon, okkupiert deines Land, zerstört deines Haus mit Schachtmaschinen,
bombardiert weiter deine Kinder, trotz alle unglaubliche grausame Barbarei gebt
Schuld nur zum dir und auch sehr frech propagandiert bei imperialistischen
Papagei-Medien dass du wahrscheinlich ein Selbstmordattentater seien konntest...
Beste Linken:
Socialists against Imperialist Occupation and Massacre:
http://www.socialistworker.org/2002-1/402/402_08_SharonIsTerrorist.shtml
Antifada Hamm-Germania:
http://www.forumromanum.de/member/forum/forum.cgi?USER=user_76800
Testimony: News that couldnt become NEWS
http://www.elettrosmog.com/orrore/

The truth is Anti-Semitic:
http://uk.indymedia.org081/front.php3?article_id=63011&group=webcast
http://www.stop-fascism.org/mini-nukes.htm

Testimony: News that couldnt become NEWS and CNN&ABC&BBC&NBC&etc&Foxy
BONNIERS&MURDOCH brainwashing instruments avoid publishing such true massacres:

http://www.elettrosmog.com/orrore/

www.elettrosmog.com/orrore/

United AntiFa&Antifada&Socialist Worker gegen zionistischen Imperialismus
Stoppt_Imperialismus@yahoo.ch


#263   Stoppt ImperialismusE-MailHomepage14.04.2004 - 13:08
1st MAY/1 Mai -der internationale Kampftag der Arbeiterklasse...Mitbestimmung
für Millionen gegen Imperialismus... Stoppt zionistisches Massaker auf
okkupierte NahenOsten!..United AntiFa gegen zionistischen Imperialismus!..

Bestes Poster:
"Arrestiert, vernichtet überall die traditionellen kriminellen zionistischen
Faschisten,/
die Tollwut-Schweine SHARON u. solch Scheiss Blutdurstige Bastarden,
Kollaboratoren!"

Erster Mai-Zionfrei!/ Es lebe United Antifa&Antifada Worldwide against
the Zionist Imperialism!..

Beste Linken:
Socialists against Imperialist Occupation and Massacre:
http://www.socialistworker.org/2002-1/402/402_08_SharonIsTerrorist.shtml
The truth is Anti-Semitic:
http://uk.indymedia.org081/front.php3?article_id=63011&group=webcast
http://www.stop-fascism.org/mini-nukes.htm
Antifada Hamm-Germania:
http://www.forumromanum.de/member/forum/forum.cgi?USER=user_76800

Testimony: News that couldnt become NEWS and CNN&ABC&BBC&NBC&etc&Foxy
BONNIERS&MURDOCH brainwashing instruments avoid publishing such true massacres:

http://www.elettrosmog.com/orrore/




123 ... 171819Nächste »
(277 Einträge total)


Eigene Webseite erstellen bei Beepworld
 
Verantwortlich für den Inhalt dieser Seite ist ausschließlich der
Autor dieser Homepage, kontaktierbar über dieses Formular!